Bir Kadın Üç Renk – One Woman Three Colour

Edith Head’in beni bir an durdruktan sonra “harbiden öyle mi ya?” diye düşünmemi sağlayan bir cümlesi vardır.

-Bence benim gibi moda tanrıçası olmayan ama alışverişe, görünümüne ve modaya düşkün olduğunu inkar edemeyecek (kadınların neredeyse %90ından bahsediyorum burada) birçok insanın hayatındaki “dönüş noktalarından” biridir, biri olmaya adaydır bu cümle. –

“You can have anything you want If you are dressed for it.” 

“Eğer onun için giyinirsen istediğin herşeyi elde edebilirsin.” 

Bu cümleyi bi kaç kere okuduktan sonraki cevabımı merak edecek olursanız: Evet, harbiden öyle. Sabah programlarının çoğunda çıkan bir sürü uzmanının “farkında olsak da olmasak da, ruh halimiz ve giydiğimiz şeyler, renkler çok ilintili şekerim” vari cümlelerini bir de tersden düşünün. Sadece ruh halimize göre giyinmiyoruz, biz her sabah uyandığımızda, üstümüze yıkılan ve bir türlü “zaman bulup” toplayamadığımız, toplasak da dirlik-düzenliğin üç gün ya sürdüğü ya da sürmediği o dolaptan ruh halimizi seçiyoruz.


Sabah uyanıp hazırlandığında, aynanın karşısına geçip kendine gülümseyen bir kadının öz güvenini hiç birşey alt üst etmeye yetmez. Eğer kadın o gün kendini beğenmiş, giydiği kıyafetle ruhu bir olmuşsa, topuk sesleri, ses olmaktan çıkar, naralara dönüşür! Çünkü kadın o kıyafetin içinde güvendedir. Daha da önemlisi gününün iplerini elinde tutmaktadır. 


Bu aralar üç renkle obsesif olarak ilgileniyorum. Neden bu üç renk diye düşündüğümde tek bir cevap bulabiliyorum: hayatımdaki karmaşayı (yani birbirinden farklı çok fazla rengi) tek düzeye indirmeye, netliğe kavuşturmaya ihtiyacım var. Benden olan ’95 ve ’96 doğumluların geçtiği bu yorucu “üniverste seçme döneminin” bir an önce sona ermesine ve artık hangi üniverstede olduğumu bilme arzusuna duyduğum bu yoğun hasret sonucu “siyah, beyaz ve kırmızıyı” yani 3 net ve kendi ayakları üzerinde duran rengi üzerimden çıkaramamaktayım! (Bir sonraki yazımda, bu aralar bu üç renkle neler yaptığımı bulabilirsiniz.)

Uzun lafın kısası, benim gibi hayatında bu netliği arayan birçok bayanın (ve bayın), özellikle de iş hayatında güçlü kadın rolünü oynamayı seven “hanfendilerin” tüylerini diken diken edecek bir koleksiyondan bahsetmek istiyorum bugün.

Armani Prive-2014/2015 Fall/Winter Couture

Yaz geldi, vallahi geldi, yok artık bu ne yağmuru temmuzun ortasında derken;  kendimizi 2014-15 Sonbahar-Kış defilelerinde buluverdik. Daha yazı anlamadan kışı konuşmaya başlamak kocaman bir iç çekmeme sebep olsa da gerçekten harika bir koleksiyondan mutlulukla bahsetmek istiyorum!

  • Armani Prive’ın koleksiyonu, benim de obsesif olduğumu bir kaç cümle önce itiraf ettiğim üç renk üzerine kurulu; siyah,beyaz ve kırmızı.
  • Koleksiyonun geneli desensiz. Desenli olanlar, iri ve tekrar eden desenlere sahip.
  • Koleksiyon tutkulu, zarif, kadınsı ama feminen. Daha öncede söylediğim gibi “kendi ayakları üzerinde duran” bir tarzı var. 

Ve işte koleksiyondan bir kaç parça 🙂

picture_1080p-295932 picture_1080p-295935 picture_1080p-295947 picture_1080p-295950 picture_1080p-295951 picture_1080p-295952 picture_1080p-295955 picture_1080p-295956 picture_1080p-295958 picture_1080p-295962 picture_1080p-295968 picture_1080p-295974 picture_1080p-295993 picture_1080p-296003

 

Giydiğin kıyafet ve yaşadığın hayat; ne istediğin, ne elde ettiğin, seçtiğin tarz… Birbirine çok ama çok bağlantılılar!

Yorumlarını eklemeyi unutma 🙂

-Tuana

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s